Japonya’da yerel yönetimlerin kırsal bölgelerdeki nüfus kaybını önlemek amacıyla 1 dolar, yani yaklaşık 49 liradan satışa sunduğu “akiya” isimli terk edilmiş sahipsiz konutlar, devasa tadilat giderleri ve yasal bakım yükümlülükleri nedeniyle alıcı bulamıyor; sembolik fiyat uygulaması taşradaki hayalet mahalle krizini çözmeye yetmiyor.
Taşrada bulunan ve uzun yıllar boyunca bakımsız kalan geleneksel ahşap binaların tadilat masrafları, çoğu örnekte yeni bir konut inşa etme bedelini geride bırakıyor. Mülkleri devralacak kişilerin yürürlükteki deprem ile fırtına şartnamelerine uyum sağlaması zorunlu tutulurken, ortaya çıkan dev maliyet tablosu 49 liralık alım bedelinin sağladığı mali avantajı tamamen ortadan kaldırıyor.
Akiya Bankası Sistemi ve Devir Şartları
Yerel idareler tarafından devreye alınan “Akiya Bankası” adlı veri tabanları, miras vergisi ya da yıkım harcamalarını karşılayamayan mülk sahiplerinin taşınmazlarını kayıt altına alıyor. Belediyeler hem yerli hem de yabancı taliplilere sembolik bedellerle çağrıda bulunsa da devir sözleşmelerine eklenen mecburi ikamet ve düzenli bakım kuralları alıcıların son aşamada geri adım atmasına neden oluyor.
Altyapı Sorunları ve İlave Vergi Yükü
Satış listelerindeki evlerin su tesisatı, elektrik şebekesi ve çatı yalıtımı gibi temel donanımları uzun süre atıl kaldığı için tamamen işlevsiz halde bulunuyor. Belirli bir yıpranma sınırını aşan binalar için geçerli zorunlu yıkım kuralları, devam eden emlak vergileri ve çevre temizlik harcamalarıyla birleştiğinde alıcının mali yükünü hızla artırıyor.
Hızlı nüfus yaşlanması ve genç kuşakların büyük kentlere göç etmesi, ülke genelinde milyonlarca yapının sahipsiz kalmasına yol açtı. Yangın ve güvenlik riski oluşturan kırsaldaki bu yapılar, varisler tarafından ilave masraflardan kaçınmak amacıyla reddedilirken, 1 dolara kadar indirilen taban fiyatlar da konut piyasasındaki tıkanıklığı aşamıyor.

